Bunları kapatın

Saturday, 14 June 2008 11:15 by yonetici

AKP’den önce bunları kapatın

Kapatın Gitsin
Kapatma davasının yankıları

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın AKP’nin kapatılması istemiyle açtığı dava Türkiye’de tam anlamıyla bir şok etkisi yarattı. Başsavcının AKP’nin kapatılması üzerine bir dava hazırlığında olduğu uzunca bir süredir bilinmesine rağmen, kapatma davasının açılması için başlattığı girişim pek çok kesim tarafından kestirilemediği için yaşanan şokun etkisi tahmin edilenden daha fazla oldu.

Aslında bu şokun önemli nedenlerinden biri de AKP’nin 22 Temmuz seçimlerinde aldığı oy oranından kaynaklanıyordu. Yüzde 47 oy alarak tek başına iktidar olan bir partinin kapatılamayacağına belli kesimler o kadar güveniyorlardı ki, kapatma davası açılır açılmaz bu kesimler kelimenin tam anlamıyla afalladılar. Yalçınkaya, 14 Mart Cuma günü saat 16:30’da kapatma istemiyle başvurduktan sonra herkes ertesi günkü gazete manşetlerini merak etmeye başladı. 15 Mart tarihli gazetelerin manşetleri genellikle “İktidara kapatma davası” gibi olurken özellikle belli bir kısım medya, AKP’yi savunmanın ötesinde, en iyi savunma karşı saldırıdır mantığından hareketle saldırıya geçti.

Örneğin Sabah gazetesi “Meclis’i de Kapatın!” manşetiyle çıkarken, Yeni Şafak “Kapatabilirsen Milleti Kapat” manşetiyle Başsavcıya açıktan meydan okudu. Yeni Şafak’la Sabah’ın durumunu anlamak mümkün. Ne de olsa Başbakanla akrabalık bağları da var; ama bizi en çok şaşırtan manşet ise Radikal’inki oldu. Böyle bir davayı hayal bile edemedikleri her hallerinden belli olan Radikalciler “Yok Artık, Daha Neler” manşetini attı.

Bundan sonraki günlerde de medya AKP’nin kapatılması konusunda ikiye ayrıldı ve dinci medya ile liberal tayfa hemen AKP’nin yanında yer aldı. Bu kesim özellikle davayı açan Abdurrahman Yalçınkaya’yı hedef seçerek bir linç kampanyasına başladılar. AKP kapatılırsa kendilerinin de bundan nasipleneceğini hesaba katan bu kesimler biraz daha temkinli davranmaya gayret etseler de bunu tam olarak başaramadılar.

İktidarın emrine giren liberal tayfa ise gemi azıya alarak iyice saldırgan bir tutum aldı. Ne de olsa AKP kapatılsa bile onları pek fazla etkilemeyeceğini düşünüyorlar. Çünkü onlar her devrin adamıdır. Dün Özalcılardı bugün ise Tayyipçi. Yarın da pekâlâ başka bir şeyci olabilirler.

Yok artık daha neler
Çok değil, yaklaşık bir ay kadar önce AKP ile liberal köşe yazarları arasındaki sözde çatlakla sarsılan medya dünyası da kapatma davasıyla birlikte eski mesut günlerine geri döndü. Medyada kendini liberal olarak tanımlayan köşe yazarlarının hemen tamamı blok halinde AKP’nin yanında yer aldı. Bunun böyle olması da gayet normaldi. Sonuçta yazının başında belirttiğimiz gibi liberaller her devrin adamlarıydı ve dün biri, bugün başka biri, öbür gün daha başka biri hiç fark etmezdi. Yeter ki her gelen daha çok demokrasi masalı anlatsın, liberallerin daha çok AB rüyası görmeleri için şartlandırsın onları. İşte bu nedenle bir ay önce AKP’yi çok eleştirir gözüken başta Altan Kardeşler olmak üzere tüm liberaller AKP cephesinde yerlerini aldılar.

Dinci medya çetesi

Bu kapatma davası bir kez daha gösterdi ki, Türkiye’de bir dinci medya çetesi vardır. Özellikle AKP iktidarı ile birlikte hızla büyüyen ve medya sektörünün neredeyse yarısını ele geçiren dinciler, ellerindeki bu büyük gücü kullanarak halkı yönlendirmenin de ötesine geçerek halk üzerinde bir baskı aracı haline gelmiştir.

Bu gazete ve televizyonlar, devletin Başsavcısının açtığı davaya karşı hemen AKP’ye oy veren milyonları dikerek Türk Milleti’ni bölmüş ve açıkça kin ve düşmanlığa sevk etmiştir. Sabah ve Yeni Şafak’ın 15 Mart tarihli manşetleri bunun en açık kanıtıdır. Buna bir örnek de Fethullahçı Bugün gazetesinin manşetidir: “16 Milyon Gerici Varmış.” Bugün gazetesi yazarı Nuh Gönültaş da aynı gün yayınlanan köşe yazısında Başsavcının açtığı davayı Ergenekon çetesinin karşı atağı olarak nitelendirdi. Tabii provokasyon uzmanı Vakit boş durur mu? “İyice Şaşırdılar” sürmanşetinin altında “Milli İradeye Kilit Vurulamaz” manşetini atarak AKP’ye oy vermeyenleri milli iradenin dışında bıraktılar. Dinci medya içinde en kaypak tutumu takınan Zaman ise “AK Parti’ye Sürpriz Dava” manşetiyle çıktı ve her zaman yaptığı gibi ABD ve AB’nin kapatma davası ile ilgili olumsuz görüşlerine yer verdi.

İlk şok atlatıldı ve saldırı başladı

Şokun atlatıldığı ikinci gün ise olay bambaşka bir boyuta girdi. Tayyip’in Siirt gezisinde konuyla ilgili tehditvari açıklamalarından sonra biraz daha cesaret bulan gericiler, gemi iyice azıya alarak Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya’yı hedef tahtasına oturttu. Bugünkü manşetler daha pervasızcaydı. Örneğin Vakit sürmanşetten; “Bu Adam Derhal Azledilmeli” diye hezeyan ediyordu. Yeni Şafak’ın sürmanşeti ise “Skandal”dı. Özellikle Vakit gazetesi, bilinen üslubuyla hemen hakaretlere başladı. Örneğin en ağzı bozuklardan Abdürrahim Karakoç; “Dünyaya Gülünç Olmak mı İstiyoruz?” başlıklı yazısında Anayasa Mahkemesi üyelerine dil uzatıyor: “… Sekiz üyeyi Sezer’in atadığı vurgulanmakta… Ki bu ne demek biliyor musunuz? Sezer sırf kendi görüşünü taşıyanları oraya atadı… O atananlar parti kapatmaya zaten teşnedir.” Ve yine Vakit yazarlarından Selahaddin Çakırgil de “Yargıçlar diktatoryası, askeri diktatoryadan daha da iğrençtir” diye yazıyordu. Hatta işi biraz daha çirkefleştiren Vakit, Başsavcıya açıktan hakaret etmeye başladı. Yalçınkaya’nın özel hayatına giren Vakit, Başsavcının ailesinden ve köklerinden ne kadar yabancılaştığı üzerine yayın yapmaya başladı. Star ve Bugün ise Tayyip’in Siirt konuşmasını sürmanşete çıkarıyorlardı. Zaman gazetesi ise suya sabuna pek fazla dokunmadan yine AB ve ABD’li yetkililerin yorumlarına dayanan çizgisine devam etti. Hatta “Demokrasiye Darbe” başlıklı bir yazı yazan Mustafa Ünal, AKP’nin bu davanın altından tek başına kalkamayacağını ve diğer partilerin tavrının da belirleyici olacağını belirtiyordu.

Provakatörlükte Vakit yazarlarını aratmayan Bugün gazetesinin yazarı Nuh Gönültaş ise işi daha da abartarak AKP’yi direnişe davet etti. 19 Mart tarihli “Eğer Teslim Olursa Yazıklar Olsun AK Parti’ye...” başlıklı yazısında bir taraftan AKP’nin ortağı olan MHP’ye gaz verirken, bir taraftan da AKP’yi gaza getirmeye çalışıyor: “Daha ilk günden söyledim: Bu davaya karşı TBMM hemen harekete geçmeli ve gerekli yasal düzenlemeleri yaparak, istikrara yönelik bu saldırıyı boşa çıkarmalı... MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli başından beri milli iradeye yönelik her saldırıyı, her katakülliyi, her yalanı, her guguk hamlesini boşa çıkarmada TBMM’nin yanında olmuştur. Tek kötü ihtimal AK Parti’nin teslim olmasıdır. Bu ihtimal çok zayıf bir ihtimaldir. Ve intihar ile eş anlamlıdır. Dik duracak. Dik durmak zorunda! Dik durmazsa, karşı çıkmazsa, mücadele etmezse, gerekli yasal düzenlemeleri yapmazsa, halktan aldığı oyu temsil ettiğini göstermezse... Yazıklar olsun AK Parti’ye...”

Nuh Gönültaş böylelikle açıktan AKP’yi, iktidar gücünü ve doğal olarak arkasındaki tüm desteği yargı kurumlarına karşı mücadeleye çağırdı. Sanırım Türk hukukunda bu tip bir çağrı büyük bir suçtur ve savcılar gereğini yerine getireceklerdir.

Kapatabilirsen milleti kapat

Velev ki kapattın

Bu adam derhal azledilmeli

16 milyon gerici varmış

Meclis'i de kapatın

AK Parti'ye sürpriz dava

Bu kapatma davası bir kez daha gösterdi ki, Türkiye’de bir dinci medya çetesi vardır. Özellikle AKP iktidarı ile birlikte hızla büyüyen
ve medya sektörünün neredeyse yarısını ele geçiren dinciler, ellerindeki bu büyük gücü kullanarak halkı yönlendirmenin de ötesine geçerek halk üzerinde bir baskı aracı haline gelmiştir.

Bir kısım medyanın
saltanatı bitiyor mu?

Yazının burasına kadar bahsetmediğimiz isim ise özellikle Gül’ün yakın arkadaşı olmakla övünen ve son dönemde Ergenekon operasyonu ile ilgili tahminleriyle gündeme gelen Fehmi Koru. Müneccimbaşı Koru, dava açılmasını takip eden ilk günlerde soğukkanlılığını koruyarak AKP’nin kapatılmasının demokrasi açısından ne kadar büyük kayıp olacağından falan dem vururken, günler ilerledikçe maneviyatı bozuldu. 19 Mart tarihli “Günah Arayanlar İçin” başlıklı yazısında; “‘İyi de kardeşim, Ak Parti’nin hiç mi günahı yok?’ diye sormuyorlar mı, insanın fıttırası geliyor” diyen Fehmi Koru, en iyi niyetli yorumları bile itidalle karşılayabilecek durumda görünmüyor. Bugüne kadar insanları istedikleri yöne çevirmekte o kadar başarılı olduklarını düşünüyor ki, kendi söyledikleri dışında bir yorum görmeye dayanamıyor. İşte bu da AKP’nin kurmaya çalıştığı faşist düzenin medyaya yansıması olarak önümüzde duruyor. Ama sanırım Fehmi Koru da saltanatın bitmeye başladığını yavaş yavaş idrak etmeye başladı. Fıttırmasının ve kendi tabiriyle “sigortalarının atmasının” esas sebebi de bu. Ayrıcalıklı konumlarını kaybedecekleri ve karşıtlarını iktidar gücüyle bertaraf edemeyecekleri korkusunun bir yansıması olsa gerek bu asabiyet. Ama kurtuluş yok. Anayasa Mahkemesi’nin kararı ne olur bilinmez ama Fehmi Koru’nun sinirleri bu kadar bozulduğuna göre sonucun kendileri açısından pek iyi olmayacağı fikri ağır basıyor anlaşılan. Belki de Ergenekon operasyonunda hangi gazetecilerin içeri alınacağını söyleyen kuşlar, Koru’ya davanın sonucunu da söylemiştir.

Liberaller akıllanmıyor

Çok değil, yaklaşık bir ay kadar önce AKP ile liberal köşe yazarları arasındaki sözde çatlakla sarsılan medya dünyası da kapatma davasıyla birlikte eski mesut günlerine geri döndü. Medyada kendini liberal olarak tanımlayan köşe yazarlarının hemen tamamı blok halinde AKP’nin yanında yer aldı. Bunun böyle olması da gayet normaldi. Sonuçta yazının başında belirttiğimiz gibi liberaller her devrin adamlarıydı ve dün biri, bugün başka biri, öbür gün daha başka biri hiç fark etmezdi. Yeter ki her gelen daha çok demokrasi masalı anlatsın, liberallerin daha çok AB rüyası görmeleri için şartlandırsın onları. İşte bu nedenle bir ay önce AKP’yi çok eleştirir gözüken başta Altan Kardeşler olmak üzere tüm liberaller AKP cephesinde yerlerini aldılar.

AKP yandaşı liberallerin en meşhurlarından biri hiç şüphesiz Hasan Cemal’dir. Cemal o kadar gaza gelmiş ki, Şeriatçıların “Parti kapatılması zorlaştırılsın” tarzı önerilerini bile hafif buluyor, AKP’nin temsil ettiği millet iradesini göreve çağırarak yeni bir devlet mekanizması kurgulanmasını istiyor. 16 Mart tarihli yazısında; “Şimdi de halktan yüzde 47 oy alarak iktidara gelen bir partiyi, AKP’yi mi kapatacaksınız? Aklınızı ekmek peynirle mi yediniz?” diye sorduktan sonra şöyle devam ediyor:

“Soruyorum: Bu devlet bu halka layık mı? Hayır.

Bu halka yeni bir devlet lazım, evet aynen öyle. Bu devlete yeni bir halk bulamayacağımıza göre, bu halka yeni bir devlet yapmaktan başka çaremiz yok. Öyle bir devlet ki, demokratik olsun. Öyle bir devlet ki, hukuk devleti olsun. Öyle bir devlet ki, özgürlüklere saygılı olsun. Öyle bir devlet ki, insan haklarına saygılı olsun. Ancak böyle bir devlet, halka layık yeni bir yeni devlet olur.”

Hasan Cemal’in içindeki devlet düşmanı uyanıyor ve bu dava vesilesiyle Hasan Cemal tüm kinini kusuyor.

Radikal’in Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan ise pusulasını tamamen yitirmiş vaziyette. 16 Mart tarihli yazısında içine düştüğü içler acısı durumu okurlarıyla paylaşan Berkan; “AKP’yi eleştirmekle destek olmak arasında kaldım. Lütfen bana yardımcı olun” diye yalvarıyor. Bir taraftan iki arada bir derede kalmaktan dem vururken, bir taraftan da AKP’nin kapatılmasının demokrasilerde olmaması gerektiği üzerine fikirler ileri sürüyor. Böylelikle Berkan da safını belli etmiş oluyor.

70’lerden beri çeşitli gazetelerde yazı yazan ama çok istemesine rağmen bir türlü fikir adamı olamayan Taha Akyol da AKP destekçisi yazarlar arasına giriyor. 17 Mart tarihli “Türkiye’de Hukukçu Sorunu” başlıklı yazısında yine entelektüel yeteneksizliğini konuştururken; “Türkiye’de Egesel ve Başol’dan Vural Savaş’a, Sabih Kanadoğlu, Tansel Çölaşan ve Abdurrahman Yalçınkaya’ya uzanan bir çizgide hukuk, ‘uyanık bekçilik’ olarak anlaşılıyor.

Halbuki hukukun işlevi ‘tarafsız hakem’ olmaktır” diye hüküm vermekten de kaçınmıyor. Yine 20 Mart tarihli yazısında da Başsavcıyı AKP hakkındaki iddialarını ispata davet ediyor. Tabii ki Başsavcı iddianamesindeki suçlamalar hakkında gerekli kanıtları toplamıştır ve bunu davanın görüşüleceği Anayasa Mahkemesi’ne sunmuştur da. Hukuku ilgilendiren bir konuda Taha Akyol’un ikna edilmesine de gerek yoktur. Kendisi bildiğimiz kadarıyla Anayasa Mahkemesi Başkanı değildir.

Babasının izinden giden hayırlı evlat Mustafa Akyol da Star’daki köşesinde laiklik sorunsalı üzerine “fikir” belirtmekten geri kalmıyor. 19 Mart tarihli “Bu Laiklik, Sovyet Laikliği” başlıklı yazısında bizdeki laikliğin din karşıtı bir laiklik olarak algılandığını anlatmaya çalışıyor. Bu yaklaşım klasik laiklik=din düşmanlığı benzetmesinin birebir kopyası. Biz Mustafa Akyol’un daha derin olmasını beklerdik ama bu babasından bile sığ çıktı.

AKP-liberal ittifakın özü: Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı

Bir başka Star yazarı, Altan Kardeşlerin küçüğü olan Mehmet ise işin özünü yakalamışa benziyor. 16 Mart tarihli yazısında AKP’nin kapatılma davasıyla karşılaşmasının sebebini “Kemalizmden evrensel demokrasiye geçişin alternatifi olmasına” bağlıyor. Böylece kavganın özü de gün yüzüne çıkmış oluyor. Başsavcının da gerekçe olarak belirttiği şey o değil miydi zaten? “AKP Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyet’i yıkıcı faaliyetlerin odağı haline gelmiştir.” Ve bu noktada AKP’nin yanında yer alan Mehmet Altan ve liboş tayfanın da niyeti ortaya çıkıyor. AKP ile liboşları bir araya getiren tek şey Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığı.

AKP’ye yaptığı sert çıkışın ardından soluğu Kandil Dağı’nda alan ağabey Altan da Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya hakkında “görevi kötüye kullanmaktan” suç duyurusunda bulunarak vazifesini yerine getirmiş oldu. Yalçınkaya’nın açtığı davanın bir darbenin ön adımları olduğunu iddia eden Altan, önümüzdeki bir iki hafta içinde çok önemli olayların yaşanacağını belirtti:

“Bu gülünç iddianameyi hazırlatanlar da biliyor ki, AKP kapatılırsa, yeni bir versiyonu yüzde ellilerin çok üstünde oyla iktidara döner. Ya seçimleri erteletme planları da varsa? Bu plan ordunun içine uzanıyorsa?”

Türkiye’de seçimleri bile erteletecek kadar korkunç bir eylem yapılacağını iddia eden Altan, dış destek olarak da Rusya’yı işaret ediyor! İddianameyi gülünç bulan Ahmet Altan acaba kendi yazdıkları hakkında ne düşünüyor, çok merak ettim. Rusya destekli bir askeri darbe ha! Güldürme bizi Ahmet! Ahmet Altan’ın Başsavcı hakkındaki suç duyurusuna daha sonra Genç Siviller adlı AKP yalakası liberal gençlik grubu da destek verdi.

Medya çetesi durdurulsun!

Kapatma davasının ilk bir haftasının AKP yanlısı medyadaki yansımaları özetle böyle. Bazı yorumlar insanın kanını donduracak kadar düşmanlık içerirken, bazı yorumlar da güldürüyor. Yukarıda bahsi geçen yazarların hemen hepsinin tek varlık koşulunun AKP iktidarı olduğu düşünülürse, AKP’yi neden bu kadar canla başla savundukları anlaşılabilir. Çünkü AKP’nin kapatılması Türkiye’de gerçekten de bir devrin kapanması anlamına geliyor. Tabii AKP’yle birlikte, insanların zihnini iğfal eden bu gazeteci tayfasının bütün gücü ellerinden alınmış olacak.

Kapatma davası bir kez daha gösterdi ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin savunma refleksleri AKP’nin bütün tahribatına rağmen tamamen ortadan kaldırılamamıştır. O nedenle de davayı açan Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya hakkında akla hayale gelmeyecek çirkinlikte iddialar ortaya atılmaktadır. Başsavcı hakkında görevi kötüye kullanmaktan Ergenekoncu olduğuna kadar pek çok ipe sapa gelmez iddia atan medya çetesi gemi iyice azıya aldı. Öyle ki, kapatma davası ile ilgili yorumları okuyanlar kendilerini savcı, hakim falan sanır. Her Allah’ın günü demokrasi, insan hakları nutukları atarlar ama kendileri gibi düşünmeyenleri anında linç etmeye kalkan bir çetedir bunlar.

AKP’nin kendini en güçlü ve dokunulamaz sandığı anda kapatma davası açarak bu kesimleri şoka ve bozguna uğratan Cumhuriyet kurumları elbette ki bütün bu yazılanları da dikkatle takip ediyorlardır. AKP’yle birlikte bu medya zorbalarının da defterinin dürüleceği günler geliyor. Bütün telaş bundandır ama korkunun ecele faydası yoktur.

Okan İşbecer

Hazırlayan:Eyyüp Yıldırmış

Be the first to rate this post

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Etiketler:   Tags:
Kategoriler:   güncel
Eylemler   E-mail | Linkler | Yorumlar (0) | Yorumlar ÖzetRSS comment feed

Related posts

Add comment


(Will show your Gravatar icon)  

  Country flag




Live preview

August 28. 2008 03:18

Gravatar

ANKET
Did you find the correct capital? ( Please read the above question )





Washington

Madrid

Paris

Athen

London